23 11 2009

muhteşem dörtlü

lucky friday

just it is!

03 11 2009

Kış ortasında bahar bulutu

Yine öğrenciyim, yine yazılacak ödevler okunacak sayfalar dolusu şey var. Ama bu sefer biraz misafir gibi hissediyorum kendimi. Bir türlü alışamadım okulluluğa: )

01 09 2009

6 Bardakta Dünya Tarihi

İzlemek için ayırdığım onbinmilyon film var, bir sonraki okumak istediğim kitapsa bu.

19 08 2009

George Mason

Rüyamda üniversitedeydim ve yanımda George Mason mezunu kızlar vardı. Google'a bakınca gerçekten de böyle bir üniversite olduğunu gördüm. İşte fotoğrafı:

Bu mesajın altında ne var? :) George Mason da ne yahu!

08 08 2009

nasıl yani?

Ya gerçekten bu şarkının çok seveni var ya da ne bileyim işte...
Halikarnaslı başlıktan sonra stats a baktığımda başlığın çeşitli versiyonlarıyla gelen biiiir sürü ziyaretci gördüm

15 07 2009

Özgür

"20 yaşındasın,tek başınasın.Delicesine ozgur bir o kadar da özgürlüğünü
kullanmaya korkaksın" diye başladığım bir yazı vardı eskiden çook eskiden: ) Zamanla özgürlüğünün azalıp cesaretinin artması ilginç gerçekten. Denge noktasını yakaladım mı yoksa kaçırdım mı onu bilemiyorum ama!

08 07 2009

Masaüstü çiçeği



Beklemediğin anda gelen çiçek şaşkınlıkla karışık bir mutluluk veriyor. Doğumgünü bir yandan arada aldığım rahatlatıcı haber bir yandan...

02 07 2009

Halikarnas'ta geçen yaz rastladım sana...

Sonunda izne çıktım!! Uzun zamandır hayalini kurduğum tatilde yine "yazlıkçı"yım.
Bodrum yavaş yavaş kalabalıklaşıyor, aşağı sitenin sahili süper olmuş, hala kum yok ama çimen moduna girmişler: )
Yılların Gizli Bahçe'si kapanmış..
Deniz hep dalgalı, sahil yolu hep dik ve yokuşlu. Selin büyüyor. ,
Körfez 80'ler çaldığında ekranda Rest in Peace Micheal yazıyor.
Günler uzun ama çabucak geçiyor!

22 06 2009

bir sibeLaLaş vardı ne oldu?

Dün şarkılar arasında rastgele gezerken iki tane üst üste Sibel Alaş dinledim. Geçenlerde bir programa çıkmıştı ama sonra yine kayboldu.

o zaman: Hadi kalk gidelim bir yer var uzak

İsot

İsot yetiştirmeye başladım: ) Şaka gibi ama Urfa'dan üşenmeden 2 fidan getirip odamda saksıda bakmaya başladım. Bu işlere çok uzak olduğum için tam doğru kelimeyi de bulamıyorum.

2 yıl önce bir çiçek yetiştirme teşebbüsüm olmuş ama onu ellerimle öldürmüştüm! Yaprak yaprak solmuştu ama bu isot dayanıklı çıktı : ) Bir karış boy bile attı (maşallah!) Şimdi merakla çiçek açmasını bekliyorum.

Saksının toprağını da teyzemlerin bahçeden aşırdım (sadece bir avuç) biber alırsam apartmandakilere de vereceğim toprak hakkı olarak!

02 05 2009

yes, she can:)


artık sana git diyebilirim
kendim kendime yetebilirim
sana karşı koysam da
yeni bir ben olabilirim
başka aşklar bulabilirim
seni hiç yok sayabilirim
yanılıyor olsam da
buna memnun olabilirim
aşık değilim olabilirim
olabilirim olabilirim
yüzde elli sevebilirim
sevebilirim sevebilirim..

sana inat yapabilirim
her an aşık olabilirim
kanabilirim kanabilirim ellere kanabilirim
geçebilirim geçebilirim kendimden geçebilirim
çoğalıp çok olabilirim bir aleme dalabilirim
giderek yok olabilirim
deliler gibi sevebilirim...

her günüm başka leyla
çok üzgün olabilirim
bu yürek benim değil mi
yollara atabilirim
böyle de sevebilirim
anlamsız kalabilirim
değişik sen olsam da
sana hep ters gelebilirim...

17 04 2009

can you tell me a bit more on the recruitment process?

Bence bir sevgili "edinmek" karşılıklı bir işe alım süreci gibi işliyor. Adaylar "iş"e uygunluklarını beyan ediyorlar ve görüşme süreci başlıyor. İlk görüşmeleri başarıyla geçen aday sonrasında üst düzey yetkililerle görüştürülüp onların da fikirleri alınıyor. Bu arada adayın özgeçmişi didik didik edilirken ona da başvurduğu firmanın özellikleri, iyi-kötü yönleri aktarılıyor. Tabii kötü yönler "dürüstüz" modunda anlatılırken hafifletiliyor, iyi yönler ise cilalanıyor. Bu süreçte işe alım yapan firmanın poker yüzünü bozmaması ise başvuran adayın kendi içinde devamlı senaryolar yazmasına neden oluyor. Sonunda muhtemelen 1-1,5 aylık bir süreç sonunda firmadan beklenmedik anda bir cevap geliyor. Sonucu ise o ana kadar tahmin etmek olası değil.

işaretler

dedim ya hayat işaretler verir diye... ama okuyabilirseniz- Kürşat Başar , "çok alametler belirdi görmesini bilene"yi hatırladım: )

12 03 2009

en kötü kliplerden biri!

Küçükken tam bir İzel-Çelik-Ercan'cıydım. Adını hatırlamadığım bir yarışma vardı, küçük çocukları ünlü benzerleri gibi giydirip onların şarkılarına playback yaptırılıyordu, belki de playback o yarışmayla bu kadar benimsendi. O yarışma dönemlerinde evlerde playback yapmak çok modaydı. Neyse yani küçümsemiyorum onu demek istedim bu kadar lafla.

Dün akşam Kral'da (evet Kral izledim ben!) Ercan Saatçi'nin "Tam 14 saat oldu"su çalıyordu. O nasıl kötü bir klip. Söylenecek çok şey var. Bir kere safi sapıklık üstüne kurulu. Bir tersaneye gelen afet-ül dilber etrafındaki aç erkekler. Bu afetin başında baret ve sadece üstünde küloduyla çizim yapması (tabii biz sırttan görüyoruz) filan. Ama sonu! Ercan Saatçi'nin yeşil pantolonu ve koca göbeğiyle diğerlerine kafa tutup kavga etmesi yok mu!